Darmadağın Bir Beynin Sokaklarında Gezinirken...

8 Eylül 2009 Salı

Özür-II //"nasılsa tek kişilik bir oyun bu.."//

Dün gece yanında uyandığımda, kendimi berbat hissettim. Her zaman için "amaaann, içimden öyle geldi yaptım, içimde kalmasındansa yapmış olmam daha iyi işte!" derdim, ki, hayatımda ilk defa "pişman oldum" dediğim bir şey yaptım..
Bu sabah yanında uyandığımda, televizyonu açtım. Çay suyu koydum.. Boktan bi yağmur vardı dışarıda, kahvaltılık bir şeyler almak için dışarı çıktım sonra.. Kahvaltı hazırladım.. O kadar ağır ve hantaldım ki bunları yapmam öğleden sonra 2'yi buldu. Sende uyanmaya dair en ufak bir kıvılcımın bile henüz parlamadığı o saatler.. :)
(...)
Neler katırlanır hayatta? Ben, yazdıklarımı unutmadım. Yaşadıklarımı da.. İlk ve son pişmanlığım, kelimelere dökülmesi, hiç olmayacakların..
Özür dilerim her şey için..(!) Bari bir an evvel unutmaya çalışayım..

FW: Özür-I

Geç kalınmış bir özür.. oldukça hem de..
Ben hala 1 hafta öncesinin şokunda ve içe dönük sorgu-sual aşamasında olduğum için, düşüncelerimi ölçüp tartmak işte bu kadar zaman gerektirdi.. Apar topar işten çıkışım, geçirdiğim kaza..falan filan.. Seninle (daha doğrusu benim kendi içim'le) alakası olmayan sebepler yani, yanlış anlamaman için biraz ucundan değindim. Geç kalınmışlığın sebebi.. Aslında çok şey var konuşulacak ya, geçti şimdi.. :)
Ben çok fena saçmaladım, farkındayım. Kişinin içinde bulunduğu hiçbir his ve/veya duygu hali, bedelini hiçbir zaman karşı tarafa yansıtamayacağı gibi, onu bırak, ne olup bitiyorsa kendi içinde, adı üzerinde, öyle de kalmalıdır. Ben sanırım o kadar farklı bir boyutta ele aldım ki kendimi ve hislerimi, dürüstçe söylemem gerekirse, işte bir o kadar da kör baktım ve seni incitmiş olabilirim. Haketmediğin sözleri işittirmiş olabilirim.. Hepsi için yürekten özür diliyorum.
Bu bu kadar basit işte; dünyaya ve kendime bu kadar kaotik yaklaşımda bulunmanın faydası yok, 21. yy'dayız.. :) Bunu şimdi burda söylediğim gibi, içim de söylemesini öğrenecek kendi kendisine bir müddet sonra.. Kaldı ki, dediğim gibi, hiçbir şey üslubumun o noktaya gelmesine sebebiyet teşkil edemez,etmemeliydi.. Hissettiklerim budur,her ne kadar geç kalınmış olsa da.. Vay bee, yalnız 16.yüzyılda yaşamış olsaymışım benden ne güzel derviş olurmuş!! ;))


From Miss NietzsCHE to Amazon Darmis..
Date: 26 June 06 Friday 4:06:26 am

26 Haziran 2009 Cuma

Ben Asıl Yükselenimden Etkilenmişim..! :))


Gelişimsel Hedefi;

İkizlerin en büyük gelişimsel hedefi merak ve hayret duygusuna erişmektir. İkizler burcunda doğanlar; evrenin şaşırtıcı, sürprizlerle dolu, mucizelerle bezenmiş olduğunu anlamak ve öğrenmek zorundadırlar. Kendi İçimizde deneyim olanağı tanıdığımız, psikolojik bir durum olan "karmaşa" ikizler burcunun fikirsel ve yaşamsal gelişimini sağlar. Karmaşa, şu anda kavradıklarımızdan daha fazlasını kavramamıza olanak sağlayan dev bir adımdır.

Önemli özellikleri;

İkizler burcunun ana stratejisi deneyimdir. Merak, yerinde duramama, tekrar ve öngörülerden hoşlanmama, sohbet sevgisi İkizler burcunun en temel özelliklerindendir. İkizler için önemli olan başka bir şeyde dinleme aşkıdır. Neden? Çok basit, çünkü biz ağzımız kapalıyken, açık olduğundan daha fazla şey öğreniriz. Açık fikirlilik, düşünce tazeliği, şaşırmaya gönüllülük de İkizler burcunun en belirgin özellikleri arasındadır.

Dikkat!

İkizler burcunun yaşam sürecinin aşırı hızlanması bir tür düşüş nedeni olabilir. Bu süreç yüzeysellik ve sunilikle sonuçlanabilir. Ayrıca fazla yayılma, dağılma, sinirlilik ve her şeyin sürekli krize dönüştüğü, saçma sapan, heyecanlı ve kararsız bir yaşam tarzını yaşamak da söz konusu olabilir.

Bu enerjiyle çalışmak bir yarış arabasıyla saatte yüz elli kilometre hızla bir dağ yolundan inmeye benzer. Büyük olasılıkla bunu yapabilirsiniz, ama tüm dikkatinizi buna odaklamanız lazım. Bu kadar hızlı bir hayat hata affetmez. Yaşamınızın akışı kontrolden çıkmaya başladığında durun, bir nefes alın ve içinizden 10 kadar sayın. Bu İkizler burcu için iyi bir tavsiyedir.

Aşk!

İkizler aşk hayatlarında şaşkınlık, heyecan ve değişim arar. Canlılığı ve hareketliliği meraktan kaynaklanır. Uyarılara karşılık verir. Gündelik düzenden uzak durur.

İkizler burcundan olan partnerinizin ilgisini üzerinizde tutabilmek için, ona sağlam orta sınıf meziyetlerinden fazlasını sunmanız gerekir. Bu onun aşk paketinin yalnızca bir parçasını oluşturabilir. İkizler burcundaki aşığınıza heyecan verici fikirler, sürprizler ve geniş kapsamlı ilgi alanlarını da tuz biber olarak ilişkinize eklemek zorundasınız.

İkizler'in doymak bilmez bir deneyim iştahı vardır. Bu iştahı tatmin etmenin bir yolu büyüleyici bir takım insanlarla cinsel veya farklı ilişkiler sürdürmektir. Ama bunun sizi yanıltmasına izin vermeyin. İkizler burcu için tek eşli bir aşkta mutlu bir beraberliği yakalamakta mümkündür. Ama iki şartla; birinci şart, hayatına renk katan çok fazla dostu olmalıdır. İkinci şart, daha da önemlidir; eşi de paylaşılacak sürprizlere ve çeşitliliğe aynı ölçüde katkıda bulunmaya gönüllü ve istekli olmalıdır. İkizler için ideal evlilik; komik, derin ve sonsuz bir "ölüm bizi ayırana kadar" sohbetinin etrafında döner.

alıntıdır.

25 Haziran 2009 Perşembe

mutsuz punk

kırmızı bir at çizerdim,
kırmızı bir at,
bak bu da kafası.

'nereden geldim nereye giderdim?'
bu da düşünen kafanın bana sorusu.
sür beni sarp kayalıklara
oradan aşağısı başka yerin konusu
'ah' dedi, 'senin durumun fena!'
'ah ' dedi, ' kalbinde bu neyin acısı?'
dayanamaz kalbimin içinden çıkardım
utanmadan dünyaya tepeden bakardım!
kimse beni bilmez,
bilmez beni bilmez,
bilmez beni kimse, ben hep saklandım

yanmalısın sönmelisin ruhları incitmeli...
inanırken yalanlara delirmiş olmalısın!
bakmalısın görmelisin acıyan yerler neresi?
varmak için heplere önce hiçi göze almalısın
o kızgın bakışın bir de üzgün bakışın
yüzlere gülüşün ve anidir düşüşün!
üzülmeye gelmez, giderdim aramaya ruhumun parçalarını
üzerime bir bir dikerdim
beni nasıl isterdin?
tek parça...!
yoksun, nedenin yoksa!
kime güler yüzün?
kime ağlarsın?

(çek) -bi sandalye çek ve otur,
mumlar var, mumları yak
anlatacaklarım uzun, uzundur yollar
ve her ne yöne gidersen git beter gibi sonsuz ama
yoksun nedenin yoksa! (yoksun nedenin yok)

yokum nedenim yok benim!
kime güler yüzüm?
kime ağlarım
duruyorsan ne duruyorsun?
yarına kalsa ne umuyorsun?

ağlarla kaplı hiç bilemezsin!
her yanım her sözüm her savaşım her yarım
öyle zor, öyle zor, öyle zor geliyor ki her yeni gün..

yASEMİN mORİ

ÖNSÖZ

Yaralı...
İncinen ruhumuzsa, varlığımızı bütünleyen diğer başkaca neyimiz var neyimiz yok; kin, hırs.. , bizi biz yapan, bizi "insan" yapan her şeyimiz, işlediğimiz suçlar, kirlerimiz.. Hepsi hükümsüzmüş! Hepsi.. diğer yüzüyken benliğimizin, bu yaralı, biricik ruhun karşısında beliren...tüm bunları insanda alacalı bulacalı, birbirine karışık hâlde bulmak, ayırt edememek ve bunların o yaralı ruha maske olması bir zaman sonra, ne acı bir umutsuzlukmuş!
Suçlayamazsın ki şimdi onu, o böyle hissetti bir zaman... Ama asıl önemli olan, hissedilenin yargısından önce; bunu dile dökmek istendiğinde, kelimelerimize sızan anarşist haklılık duygusu: "ben". Bu yüzden kimse bilmeyecek gerçekte, bir insan ne kadar günahkârdı ya da haklıydı bir işte, haklıyım derken...ve demezken de! ve hattâ ne demekti tüm bu anlatılanlar...

Keşke diyorum, insanî bir duygu taşıyan ya da daha doğrusu nefsî bir kaçışa öykünen kelimelerimin, -olmuşsa şayet ki olmuştur- işte bunun dışında; bu "ruh kırgınlıkları"nı, ama gerçek, esaslıca derin ruh yaralarını anlat(a)madıkları zaman yüzleri kızarsa... ya da ne bileyim, burunları uzasa?! Böylece kelimelerimi sana göndermezden evvel, o kendini düşünen..kızgın, alıngan, zaman zaman bencil olabilenlerini tecrite itekler, sana saf, katışıksız ruh kıvranmalarımı yollayabilirdim...